Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel

Ali Rıza ve Sıdıka Bölüm 2

Ali Rıza ve Sıdıka

2

Lara yaklaşık yirmi dakikadır elinde üzerinde Seferihisar yazan bir kartonla beklemekte idi.

Bugün araç bulmaktan yana şanslı bir gün değildi anlaşılan. Buraya İstanbul’dan yine otostopla gelmişti. Bursa’nın İzmir tarafından çıkışında Minteks denilen yerdeydi.

Birdenbire o volkswagen minibüs yavaşladı ve durdu.Turuncu gövdesi bakımlıydı. Üst kısımları beyaza boyanmıştı.

Lara’nın sırt çantasında çadırı ve mutfak malzemeleri vardı. Ağır çantasını volkswagen minübüsün arka koltuğuna attı. Sonra ön koltuğa oturdu.

Merhaba dedi.. Merhaba.

Ali Rıza da merhabaya karşılık merhaba dedi.

-Nereye böyle?

Ali rıza yalnız gezen bu sarışın kızın kendine güvenine hayran kalmıştı.

Lara:

-Seferihisar Rock Festivaline.

Ali rıza geçmişte pek çok festivale katılmıştı.

-Bakıyorum da donanımlı çıkmışsınız.

-Evet dedi kız, lazım olacakları aldım.

Ali Rıza normalde otostopçu almazdı. Ancak bu kızın elinde tabelayla yolda duruşunda bir şey vardı. Onu alası gelmişti birden.

-Yalnız mı seyahat edersiniz?

-Kız evet dedi yalnız geziyorum. Gittiğim yerlerde arkadaşlar buluyorum.

Ali rıza bunun da hoş bir hayat tarzı olduğunu düşündü. Bu kız hem cesur hem de ne yaptığını biliyordu. Bunu bir hayat tarzı olarak benimsemişti.

Sıdıka rampalarda grrr diye vites düşüyor ancak düze çıktı mı hızlanıyordu. Bu karavanın motor sesi zaten sürücüyü mest ederdi.

Ali Rıza teybi açtı ve Pentagramın bir kasetini teybe soktu. En azından bu yolcuyla müzik zevkleri uyuşmuştu.

İlkbahar güneşi altında birlikte batıya doğru yol aldılar…

17-12-2017.

Reklamlar
Yazı kategorisi: Öyküler..., Yazılar

Ali Rıza ve SIDIKA…

Ali Rıza ve Sıdıka…

Yine bir gün Sıdıka’nın içerisinde otururken yağmur tıp tıp diye metale vuruyor ve sesler çıkartıyordu. Ali Rıza bu sesleri dinler ve çok severdi.

Sıdıka gün görmüş karavandı. Ali Rıza ve eşi Eleni onunla zamanında Avrupa’lara kadar gitmişlerdi.

Zaman geçmiş, Sıdıka gitgide daha çok arızalanır olmuş. Sağı solu daha çok bakım istemeye başlamıştı. Artık antika olduğundan parçası da pahalıydı. Ona bakan ustalar birer birer piyasadan eksilmişti. Ali Rıza’nın iki oğlu vardı. Oğulları hep ”Baba şu karavanı sat artık derlerdi” Ama Ali Rıza asla Sıdıka’sından ayrılmazdı.

Ali Rıza hep yıllarca karavanla gezmişti. Eleni’si bu dünyadan göçtükten sonra da yalnız başına bu merakı sürdürüyordu. Usta karavancıyı bu yollardan ancak ölüm ayırırdı.

O gün SIDIKA ile Bursa Misi Kamptalar. Burası yeşillik, geniş içinde bir de restoran olan güzel bir kamp alanıdır.

Ali Rıza yağmurun yağdığı o ilkbahar sabahında camdan baktı, hep baktı… Çevrede bir sürü karavancık var. Hepsinin içerisinde türlü türlü hayatlar.

Ali Rıza bir daha ve daha güçlü söz verdi kendisine ölene kadar bu yollarda olmaya.

Dışarda derede kurbağalar bağırıyordu.

16-12-2017

Yazı kategorisi: Genel, Kitap

Son zamanlarda okuduklarım…

Son zamanlarda keyifle okuduğum kitaplar:

Zülfü Livaneli:

Serenad, Konstantiniyye Oteli, Huzursuzluk, Son Ada, Elia ile yolculuk,

 

Dostoyevski:

Beyaz Geceler

 

Orhan Pamuk:

Kırmızı saçlı kadın, Yeni hayat

 

Elçin:

Gümüş Beyazı Karavan

 

Keyifle okumaya devam. Okuduğum kitaplarla ilgili görüşlerimi www.pirikamp.com blogumda paylaşıyorum.

 

Sizler de okuduklarınızı benimle paylaşmak isterseniz benimle kampciyiz@gmail.com mail adresimden mesajlaşabilirsiniz.

 

Herkese keyifli okumalar.

Yazı kategorisi: Genel, Yazılar

Kitaplar ve Edebiyat…

Şimdiye kadar genelde görsel sanatlarla ilgili hobilerle de uğraşmış olsam aslında edebiyata da ilgim var.

Gençlik yıllarımda da çok kitap okurdum. Bir ara bu hobime ara verdim. Şimdi yine yavaş yavaş kitabın büyülü dünyasına geri dönüyorum.

Okuduğum kitapları Pirikamp’ta   paylaşıyorum.

Bunun yanısıra zaman zaman hayata, çevreme ve her şeye dair yazılarımı da Blogumdan paylaşacağım.

Umarım yazılarımı seversiniz.

Yazı kategorisi: Genel

Bahçeli’de bir gezinti

Bugün Bahçeli’ye giderek burada bir gezinti yaptım.

Bahçeli de ulu ağaçların kapladığı bir sokak.

Bahçeli’deki Bahçeli kitapevi hep uğramak istediğim bir kitabevi. Buradan kendime yepyeni Livaneli romanları alıyorum. 

Bahçeli sokaklarında.. 

Yazı kategorisi: Genel

Resmen Türkiye Kamp Karavan Derneği Üyesiyiz.. 

Yıllarca kampçılıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarına üye olamamıştım.

Bu durum hep bir eksiklikti gonlümün bir köşesinde…

Ben de en sonunda benim için hayatı anlamlı kılan bu hobimi bir derneğe üye olarak taçlandırdım.

Bugün gelen kargoyla çocuklar gibi sevindim. Çunkü yıllardır edinmek istediğim Ficc onaylı camping card internationalım (cci) gelmişti.

Garip’e de gönderilen dernek çıkartmasıni yapıştırdık. İhtiyar delikanlı yeni çıkartmasına pek sevindi.

İste böyle artik biz de Türkiye Kamp ve Karavan Dernegi üyesiyiz. Hayırlı olsun!

Yazı kategorisi: Genel, Şehir ve ben...

Firuzbey Gecemiz…

Dün akşam ablamla Firuzbey fasıl restoran’a gittik…

Türlu turlü mezelerle biramızı canlı müzik eşliğinde içtik.

Firuzbey Bahçelievler 7. Caddede güzel bir mekan. Gitmek isteyenlere tavsiye ederim.

Arada bir evden çıkmak iyi oluyor. Ben de kendimi yenilenmiş hissettim.

Yazı kategorisi: Genel, Şehir ve ben...

Ekim’de Ankara…

Bugün bir Ekim günü… artık Ankara’ya tayinim çıktı ve iyice de alıştım. Daha sarı sarı yapraklar pek de dökülmemiş gördüğünüz gibi.

Dışarı çıkıp biraz yürüdüm. her zamanki gibi Demetevler’e gittim. Bir şeyler yedim. Daha sonra fiziksel aktivite olsun diye birinci caddeden yukarı doğru Vatan caddesi’ne kadar yürüdüm.

Dönüşte Demetevler’in sokak aralarında dolaştım. Yolda birçok indsanla karşılaştım. Güzel bir yürüyüş oldu.

Bu muhiti seviyorum. Çünkü Demetevlerde her şeyi bulmak mümkün. Eski zamanlarda benim de büyüdüğüm mahalle anlayışıyla yapılaşmış bir yer. Planlı yapılaşmış olsa da araç park sorunu var caddelerinde.

Yenimahalle güzel bir ilçe ve ben artık Resmen buranın Öğretmeniyim…

Şehir gezilerim devam ettikçe paylaşacağım. Bu günlük bu kadar….

Yazı kategorisi: Genel

Kuşlarım.

Ankara’da oturduğum evimde her gün mutlaka penceremin önüne ziyaretime gelen güzel kuşlarim var.

Her gün onlara özel bulgur veriyorum. Güzel tarafı bu iki kus ben onlara bir şey veremesem de karinlarını doyurup hayatta kalabiliyorlar. Hem insancıllar ama insana bagımlı yasamiyorlar. Yani ev hayvanı değiller. 

Kuşlarimı seviyorum.