Yazı kategorisi: Genel, Kitap

Yazı…

Bu yazıya Yazı diye başlık attım çünkü ne yazacağımı bilmiyorum.

Mudanya’da küçük bir karavandayım. Güneş gittiği için kısıtlı elektrikle kampdışı konaklıyorum. Mudanya yaz ve kış rahatlıkla kampdışı deneyimi yaşanabilecek bir yer. Öncelikle mudanya çok güzel ve tarihi çok hoş evleri var. Aslında bu yazıda Mudanya’dan bahsetmek istemiyorum.

İçimden bir yazı yazmak geçti ve ben de bu yazıyı yazıyorum. Ben bir yaratıcı yazar olmayı çok istiyorum. Yani kurgusal birtakım şeyler yazabilmeyi. Ama buna yeterince yeteneğim yok sanırım. Yoksa var mı? Bilemiyorum.

Aslında hayatımı yazarak kazanabilmeyi çok isterdim. Ama bir okuyucu olarak yeterli bir okuma yapabilip yapamadığımı bilmiyorum.

Aslında Küçük yaşlardan beri iyi okurum. Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim Şehnaz Hanım’ın kulakları çınlasın. Kitapları sevmemin ve okul başarımın artmasının sebebidir. Bu okul başarısının artması belki de bana Yazarlık gibi olmasa da yine Zihin Gücümle çalıştığım Öğretmenlik mesleğinin kapılarını açmıştır.

Yani küçük yaşlarda okumaya başlamam sayesinde ilerleyen yıllarda başarılı oldum. Oysa ilkokulda çok başarılı değildim. Lisede ve Üniversite’de de çok okudum. Ve üniversiteden sonra tek evliliğimi yaptım. Ve kitap okumayı bıraktım. Bütün kütüphanemi eski karımın kitapları silmesi zor oluyor diye sahaflara sattım. Şimdilerde yeniden okumaya dönüyor, okuma hobimle tekrar buluşuyorum.

Şimdilerde yeni bir merakım da yazmak. İşte bu yüzden canım yazmak istedi diye size yazı adlı bu yazıyı yazıyorum. Biraz kitap okuma zevkimden bahsettim sizlere. Ama diğer zevkim elbette yazmak. Yazmak konsunda yeterli veya yetersiz olabilirim. Aslında bu konuda kendimi tartamıyorum bile. Neyse ben yazmayı da okumayı da seviyorum.

Eğer ki bu blogun bir takipçisiyseniz bilin ki bu blogda sizlerle buluşmak çok zevkli. Şimdi bu yazıyı bitiriyorum ve artık yine okuma hobime dönüyorum.

İyi günler…

Reklamlar
Yazı kategorisi: Genel, Kitap

Yeni okumalıklar eve geldi…

Yeni okumalıklar edinmeye Kızılay sahaflar çarşısı’na gittim.

Vee yeni okumalıklar edindim. Çok keyifli bir geziydi. Yeni dergilerimi de aldım. Ocak sayıları Ot ve Kafkaokur dergileri.

Ot dergisinden çıkan Nazım posterimi de evimin güzel bir köşesine astım.

Edebiyata bu kadar yakın olmayı seviyorum.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Yazılar

Kızılay’a gidiş öncesi…

Kızılay’a Gidiş Öncesi…

Yine yazı masamın başına geçtim ve aldım kalemi elime…

Bugün ne yazsam diye düşünürken aklıma yarın yapacağım Kızılay ziyareti geldi. Yarın Kızılay’a mis gibi kitap kokulu Kitapçılar (Sahaflar) Çarşısı’na gideceğim.

Bugünden yarın arayacağım kitapları bir liste yapayım diyorum. Çünkü her zaman Kızılay’a inmiyorum.

Bu sefer özellikle roman türleri yanısıra, biraz Oğuz ATAY şiirleri, Biraz Nazım şiirleri alayım. Edebiyatla zenginleştirmeye çalıştığım dünyama yeni bir kapı açayım diyorum. Ayrıca Kafkaour ve OT dergileri de alacağım ki bunlarda da hoş şiirler var.

İşte böyle benim iki tür besinim var. Biri normal yemek içmekle alınan besinler, Diğeri edebiyat eserlerinin sayfalarında ruhuma çektiğim ziyafetler.

Bu ikinci tür ziyafetler olmasa, dünyam bitkisel bir dünya olacak. Hep aynı şeyleri yapageldiğim tekdüze bir dünyada kalacağım. O yüzden Kitaplar benim için çok önemli.

Neyse bakalım, yarınki sahaflar ziyaretinde biraz da neye niyet, neye kısmet durumları gerçekleşecek. Zaten Sahafları böylesine sevişimin bir nedeni de bu.

Kalın sağlıcakla…

02.01.2018

Yazı kategorisi: Genel, Karavan ve Kampcilik

Karavan…

Karavan nedir?

Bir kişinin minik bir ev düzenini yanında taşıyabileceği. Barınma hizmeti sunan tekerlekli bir araçtır.

Karavanın en önemli özelliği tekerlekli olmasıdır. Yani karavan bir bakıma hareket etmek için, gezmek için yapılmış bir araçtır.

Eğer karavan aracın arkasına takılıp çekiliyorsa Çekme Karavan, Eğer bir aracın üzerine yapılmışsa buna motorkaravan demekteyiz.

Çekme karavanla daha çok belli başlı kamplara veya yolu iyi bildiğiniz hedeflere giderken, Motorkaravanla daha özgür geziler yapmak mümkün.

Ancak Motorkaravanların sigortası ve motorlu taşıt vergileri epey yüksektir. Ve ayrıca şehir işleri için bir de otomobil almanız gerekeceğinden toplamda epey maddi külfet ortaya çıkmaktadır.

Oysa çekme karavanı varolan ve kullandığınız tek araca takıp yola çıkar ve gittiğiniz yerde karavanı araçtan ayırıp yine araca tek başına sahip olabilirsiniz. Bu sayede her yeri tek aracınızla gezebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Genel

Güle güle 2017, Hoşgeldin 2018…

hos_geldin_2018_vektorel

2017 yılı da geçti gitti. Bu yıl da hayatımda pek çok yenilik gerçekleşti. En önemlisi Ankara’ya tayinim gerçekleşti ve Ankara’ya geldim.

Bu önemli değişiklik dışında 2017 yılı Karavancılık adına da pekçok gezi ve kamplar yaptığım ve yeni insanlarla tanıştığım bir yıl oldu.

Bunun dışında 2017 yılında uzun zamandır etkili kitap okuyamama sorunumu çözdüm ve yeni yeni kitaplar okumaya başladım. Bu durum ruhumun yeniden kitapla beslenmeye başlamasına kapı açtı. Bu da her daim karavanla gezemeyen ben için yeni bir ilgi alanı oldu.

Balıklarım, Yem verdiğim kuşlarım hepsi yaşıyor.

Okulum belli oldu ve çalışmaya başladım. Okulda da her şey çok iyiydi. ve bir de baktık 2017 senesi bitmiş…

Yeni yıl için dileğim herkesin mutlu ve iyi olması. Daha mutlu ve iyi hissetmek istiyorum yeni yılda.

İşte böyle hoşgeldin 2018…

Yazı kategorisi: Genel

Ali Rıza ve SIDIKA… Bölüm:5

Ali Rıza ve Sıdıka Bölüm:5

İki saat sonra gür gölgelikli kamp alanına yerleştiler. Ali Rıza kendisinden emin hareketlerle Sıdıka’yı ağaçların araqsına konumlandırdı. Ve yükselebilen tavan kısmını açıp içerde ayakta durulabilmesini sağlayan mekanizmayı açık hale getirdi. Yerleştikleri yer deniz manzaralı bir kısımdı. Birkaç dakika sonra denize bakar şekilde SIDIKA’nın Sağ tarafındaki tentenin altındaki masada otoruyorlardı.

Kamp alanı henüz açık değildi. Ama kampın bekçisi kamp kapalı olmasına rağmen uzaktan geldikleri için onları misafir etmişti. Zaten Ali Rıza her sene geldiği için tanınıyordu.

Daha sonra birlikte bakkala gidip akşam için birşeyler aldılar. Akşam yemeğinden sonra da sahilde birlikte yürüyüp sohbet ettiler. Bu sırada Sıdıka’nın yakınında bir yere Lara çadırını kurmuştu bile.

Akşam bol bol sohbet edip erkenden yattılar.

Ertesi gün kahvaltı ettikten sonra kamplarını topladılar ve yola koyuldular. O günün akşamı Seferihisar’a vardılar. Orada festival alanı çoktan hazırlanmıştı. Sığacık Marina’ya kocaman bir sahne kurulmuş, Karşıdaki bir çim alana da çadır yerleri ayrılmış. Kimyasal tuvaletler ise başka bir yana dizilmiş. Festivalde birçok stand açanlar standlarını açmışlardı. Burada Sıdıka gibi karavanlara ayrılan kısım farklıydı bu nedenle Lara, Ali Rıza’ya veda edip ayrıldı. Bu ayrılış sırasında kısa bir süre sessizlik yaşandı sadece. Lara birlikte geçen bu güzel gün için teşekkür etti. Bu yolculuğu hiç unutmayacağını söyledi.

Ali Rıza Lara’yı bırakıp karavanlar için ayrılan kısma geçti. Ali Rıza ve Lara o gün akşamı Şebnem Ferah konserinde ayrı ayrı guruplarında eğlendiler. Ali Rıza daha yaşlı bir gurup olan karavancılarla birlikteyken Lara çevresinde kamp kuranlarla arkadaş olmuştu.

Ertesi gün sabahleyin karavanların arasından Grrrr Grrrrr diye bir vosvosun marş sesi duyuldu. Ve Sıdıka yine yollara çıkıyordu.

SON…

28-12-2017…

Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel

Ali Rıza ve SIDIKA… Bölüm 4…

Ali Rıza ve SIDIKA Bölüm:4

Balıkesir’i geçmişler yavaş yavaş rampaları aşarak Edremit Körfezi’ne doğru yol alıyorlardı. Yol gah çam ağaçlarının arasından kıvrıla kıvrıla çıkıyor, gah kısa inişler yapıyordu. SIDIKA halinden şikayetçi görünmüyordu.

Lara, Hafifçe başını cama dayamış uykudaydı. O sırada rüyasında kendisini geniş bir zeytinlikte görüyordu. Her yerde cüceler vardı. Onlarla kovalamaca gibi bir oyun oynuyordu. Öncesinde cüceler sevimliydi. Ama birdenbire surat ifadeleri değişiyor, asıl yüzleri ortaya çıkıyordu. Şeytanca sırıtınca sapsarı dişleri ortaya çıkıyordu. Kovalamaca da gerilimli bir kaçışa dönüyordu. Ama on yakalayıp her yerine dokunuyorlardı dokunuyorlardı.

Lara irkilerek uyandı.

Ali Rıza: “Merhaba uyuyan prenses Lara” dedi

Lara:”Ne kadar uyudum?” ve “Nerdeyiz?” sorularını beraber sordu.

Ali Rıza:”Balıkesir’i geçtik Edremit Körfezi’ne doğru yol alıyoruz. Az bi yolumuz kaldı.”

Lara: “Sahiden mi? Bildiğim kadarıyla daha seferihisar’a çok yol var.”

Ali Rıza: “Ören’de bir kamp alanı var. Orada SIDIKA ile konaklayacağız düşündüm de Belki sen de bizle kalırsın. Böylelikle yarın Seferihisar’a bereber ilerleriz.”

Ali Rıza her sene mutlaka uğradığı Ören deki bu güzel kampta bir gece olsun dinlenmek hem SIDIKA’yı da dinlendirmek istiyordu.

Lara birkaç saniye düşündü ve bir sessizlik oldu.

“Ben Seferihisar’a gitmeyi planlıyordum.” Dedi. Ancak madem kampta kalacaksınız size katılayım.

Burdan yeni bir araç bulmak zor ve yorucu olacaktı. Hem nostaljik şekilde Grrrr’layan SIDIKA’ya ve Ali Rıza’ya alışmıştı. Bu yolculukta artık kendini güvende hissediyordu. Öyle ki yolda sersemleyip uyumuştu bile. Normalde asla otostopta uymazdı Lara.

Ali Rıza’nın ağzı kulaklarına vardı. Duydun mu kız SIDIKA? Dedi vosvosuna. Bizimle kalıyor, yaşasın…

Akşamki kamyon yolculuğu, uykusuzluk ve ardından bu kısa uyku Lara’nın başını ağrıtmıştı.

Çantasına uzandı. İçinde çadır dahil her şey olan bu büyük çantanın arkasında dörde katlı seferihisar yazan karton hala durmaktaydı. Çantasından ağrı kesici çıkartıp suyla içti.

Teypteki hava değişmiş, YeniTürkü’den Aşk yeniden çalarken Sıdıka İvrindi’yi geçiyordu.Her yerde bir iki katlı bahçeli evler vardı. Bu yemyeşil yerde yaşamın ne kadar saf ve güzel olacağını düşündü Lara. Bunu Ali Rıza’ya da söyledi.

Ali Rıza Ören’de gidecekleri kampın da çok yeşil olduğunu ve Türkiye’deki en güzel kamplardan biri olduğunu söyledi.

Böylelikle Bahar güneşi altında Grrrr diye yollarına devam ettiler…

24-12-2017/ANKARA

Yazı kategorisi: Genel, Yazılar

Yazmak üzerine…

YAZMAK…

Yazmak benim için hoş bir avuntu. Bir meslek değil. Bir edim. Yani benim için yazdığım şeyin ne olduğu değil gerçekte yazmak ediminin kendisi önemli. Bir gün insanların okuduğu bir yazara dönüşebilir miyim hiç bilmiyorum. Ancak gerçekten bir gün yazdıklarımın okunmasını, Yazarken hissettiklerimi okura hissettirebilmeyi. Ve gerçekten iyi şeyler yazabilmeyi çok isterdim.

İnşallah benim de hayallerim gerçek olur ve emeklerim de boşa gitmez. Evet emek gerekiyor. Çünkü yazarlıkla uğraşmak için çok fazla yazmanız gerekiyor. Roman boyutunda bir eser çıkarabilmek için belki o romanın dört beş katı yazı yazmak gerekiyor. Bir de iyi bir uydurucu olmak lazım. Bunun için de yaratıcılık ve zinde bir akıl gücü lazım.

Tabii çevrenizi iyi gözlemlemek kadar, yazın dünyasıyla okur olarak ilişkiniz de yazabilmek için önemli. Aslında her yazarın sanal bir bavulu var. Bu bavulun içersinde, yaşanmışlıklar, hikayeler, kişiler, hayatlar ve bir sürü anektod ve dilin kullanımıyla ilgili beceriler hepsi var. Yazar olarak bir şey üretmek istediğinizde bu sanal bavulu kullanıyorsunuz. Sizin bavulunuz ne kadar genişse, zamanında bu bavula neler atabildiyseniz üretiminiz de bununla oluyor. Bu bavulu çok gezerek de, çok okuyarak da doldurmak mümkün ancak bence ikisi de gerekli.

Yazmanın insanı rahatlattığı söylenir. Beni gerçekten rahatlatıyor. Sanki yazdığım zaman biriyle söyleşmişim gibi rahatlıyorum. Bu duygu çok hoş. Umarım bu duyguyu zaman içerisinde kaybetmem.

Yazdıklarımı burada ve bazı yerlerde paylaşmayı seviyorum. Bir kişi tarafından dahi okunmak çok keyifli. Bu keyif bana haz veriyor. Daha çok yazmak, yazmak istiyorum.

İşte böyle; Yaratıcı yazarlık konusundaki çalışmalarımı sürdüreceğim. Umarım benden de bir yazar olur ve bir gün benim de kendi kitabım olur.

Çook çalışmam lazım çooook…

24-12-2017

ANKARA

Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel

Ali Rıza ve SIDIKA… Bölüm:3

Bölüm 3

74 model volkswagen minibüs ilkbahar güneşinin süzmeleri altında Grrrrr diye rampalarda ilerliyordu.

Ali rıza bu yılki yolculuğa erken çıkmış olmanın sevincini yaşıyordu. Elleri direksiyonda gözünü yoldan hiç ayırmadan Lara’ya

”Epeyce yol geldik bir yerde durup kahve içelim” dedi.

Yol üzerinde sağda bir dinlenme yerine girdiler. Ali Rıza hemen tenteyi açtı. Çabuk hareketlerle masayı ve sandalyeleri çıkarttı. Bu arada çoktan kahve suyunu ocağa koymuştu.

Lara, Ali Rıza’nın verdiği sandalyeye yerleşti.

”Kaç yıldır karavancılık yapıyorsunuz?

Oooov dedi Ali Rıza Kendimi bildim bileli… Bu karavanı 76 yılında aldım. Ondan önce de çadırla gezerdik. Ali Rıza mahsunlaştı birden ve bir ahh çekti.

Lara araya girip ”Eşinizle geziyordunuz herhalde”

”Evet” dedi Ali Rıza. Eleni dört sene önce yakalandığı amansız kanser nedeniyle uçup gitmişti bu diyardan. Hastalık ile hep birlikte mücadele vermişlerdi taa ki en sonuna kadar. Ama sonuçta ölüm Eleni’sini koparıp onun kollarından ve bu dünyadan almıştı.

Ali Rıza bu konuyu sürdürmek istemiyordu. Zaten kahvenin suyu da ısınmıştı. “Nasıl olsun 3 ü bir arada da var Filtre kahve de?”

Lara saygılı bir şekilde başını öne eğip. ”3ü birarada olsun dedi”

Tamam dedi ali rıza. Kendisi içmese bile karavanda bu kahvellerden bulunduruyordu.

Ali Rıza Kızın kahvesini doldurdu. Kendisi filtre kahve içeceğinden. Kendisine de French press’e doldurdu sıcak suyunu. Burada kahve üç dört dakika demlendi ve kendi tadını buldu.

Buram buram kahve kokuları kırların çiçek kokularına karışmıştı. Ehh karavancının yolda kahve keyfi de işte böyle olurdu.

”Ben düşündüm de belki gittiğiniz festivale ben de katılabilirim”

Lara buna ancak sevinirdi. Yeni tanıştığı Ali Rıza’yı daha çok tanımak isterdi.

”Bu harika olur” dedi.

O sırada SIDIKA’nın kasetçalarında Pentagram’dan Anatolia çalmaktaydı.

”Sonsuz karranlık bu yaslı günümde,

Yad insanoğlu bu durmaz sözünde,

Nerden bilinmez bu kin gözlerinde?

Yansır bu korkum sararmış yüzümde…

Halim bilmez, derdim sormaz,

Zor anımda sahip çıkmaz,

Böyle şansız mertlik olmaz,

Bu ihanet cezasız kalmaz.

Anatolya, Anatolya…

Sevdim seninle bu zor günlerinde…”

Ali Rıza, Anatolya’nın sözlerine dalıp gitmişti. Kendi kendine “Neyse şimdi eskilere dalmanın sırası değil” dedi.

Lara bu sırada ona gittiği festlerden bahsetmeye başlamıştı bile…

Genelde ilkbahar ve Yaz aylarında yapılan festivallere katılıyordu.

Lara uluslararası ilişkiler okumuş, okulundan mezun olmuştu. Ancak daha kendine bir iş bulmuş değildi. Serbest geziyordu, Kendi demesiyle.

Ali rıza bunun pek böyle devam edemeyeceğini düşündü. Herkesin bir işten para kazanması gerekirdi O’na göre.

Lara anlattıkça Ali Rıza tekrar bu kızın gençliğine imrendi ve özendi. Genç olmak ne başka şeydi Kendisi altmışikisine gelmişti ve gençlere öykünüyordu.

Birlikte kahvelerini yudumladılar. Daha sonra Ali Rıza kurduğu gibi beş dakikada masa ve tenteyi toplayıverdi. Ve sıdıka yine yollarda Grrrrr diye ilerlemeye başladı.

22-12-2017

Yazı kategorisi: Genel, Kitap

Yeni kitaplarım geldi…

Yeni sipariş verdiğim kitaplarım kargodan geldi. Baya bir okunmamış kitabım oldu.

Yeni oluşan kütüphanemin son durumları. Okunmuşlar ve okuma sırasındakiler birarada.

Bu arada tıpkı eski günlerdeki gibi okuma ediminden büyük bir keyif alıyorum. Edebi dünyada çıktığım düşünsel maceralar mı yoksa gerçek dünyadaki gezilerim mi bana daha çok keyif veriyor inanın bilemiyorum artık.

Yukarda okuma köşemden bir fotoğraf.

Kitap denen şeyin benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Seviyorum okumayı. Gençlik zamanlarındaki kütüphanelerimi sahafa satmış birisi olarak yeniden oluşan kütüphanemden büyük bir keyif alıyorum.

İşte böyle… Soğuk Ankara geceleri evde kitap okumakla geçer.