Yazı kategorisi: Öyküler..., Yazılar

Ali Rıza ve SIDIKA…

Ali Rıza ve Sıdıka…

Yine bir gün Sıdıka’nın içerisinde otururken yağmur tıp tıp diye metale vuruyor ve sesler çıkartıyordu. Ali Rıza bu sesleri dinler ve çok severdi.

Sıdıka gün görmüş karavandı. Ali Rıza ve eşi Eleni onunla zamanında Avrupa’lara kadar gitmişlerdi.

Zaman geçmiş, Sıdıka gitgide daha çok arızalanır olmuş. Sağı solu daha çok bakım istemeye başlamıştı. Artık antika olduğundan parçası da pahalıydı. Ona bakan ustalar birer birer piyasadan eksilmişti. Ali Rıza’nın iki oğlu vardı. Oğulları hep ”Baba şu karavanı sat artık derlerdi” Ama Ali Rıza asla Sıdıka’sından ayrılmazdı.

Ali Rıza hep yıllarca karavanla gezmişti. Eleni’si bu dünyadan göçtükten sonra da yalnız başına bu merakı sürdürüyordu. Usta karavancıyı bu yollardan ancak ölüm ayırırdı.

O gün SIDIKA ile Bursa Misi Kamptalar. Burası yeşillik, geniş içinde bir de restoran olan güzel bir kamp alanıdır.

Ali Rıza yağmurun yağdığı o ilkbahar sabahında camdan baktı, hep baktı… Çevrede bir sürü karavancık var. Hepsinin içerisinde türlü türlü hayatlar.

Ali Rıza bir daha ve daha güçlü söz verdi kendisine ölene kadar bu yollarda olmaya.

Dışarda derede kurbağalar bağırıyordu.

16-12-2017

Reklamlar

Yazar:

Kendi çapinda bir gezgin...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s