Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel

Ali Rıza ve SIDIKA… Bölüm:3

Bölüm 3

74 model volkswagen minibüs ilkbahar güneşinin süzmeleri altında Grrrrr diye rampalarda ilerliyordu.

Ali rıza bu yılki yolculuğa erken çıkmış olmanın sevincini yaşıyordu. Elleri direksiyonda gözünü yoldan hiç ayırmadan Lara’ya

”Epeyce yol geldik bir yerde durup kahve içelim” dedi.

Yol üzerinde sağda bir dinlenme yerine girdiler. Ali Rıza hemen tenteyi açtı. Çabuk hareketlerle masayı ve sandalyeleri çıkarttı. Bu arada çoktan kahve suyunu ocağa koymuştu.

Lara, Ali Rıza’nın verdiği sandalyeye yerleşti.

”Kaç yıldır karavancılık yapıyorsunuz?

Oooov dedi Ali Rıza Kendimi bildim bileli… Bu karavanı 76 yılında aldım. Ondan önce de çadırla gezerdik. Ali Rıza mahsunlaştı birden ve bir ahh çekti.

Lara araya girip ”Eşinizle geziyordunuz herhalde”

”Evet” dedi Ali Rıza. Eleni dört sene önce yakalandığı amansız kanser nedeniyle uçup gitmişti bu diyardan. Hastalık ile hep birlikte mücadele vermişlerdi taa ki en sonuna kadar. Ama sonuçta ölüm Eleni’sini koparıp onun kollarından ve bu dünyadan almıştı.

Ali Rıza bu konuyu sürdürmek istemiyordu. Zaten kahvenin suyu da ısınmıştı. “Nasıl olsun 3 ü bir arada da var Filtre kahve de?”

Lara saygılı bir şekilde başını öne eğip. ”3ü birarada olsun dedi”

Tamam dedi ali rıza. Kendisi içmese bile karavanda bu kahvellerden bulunduruyordu.

Ali Rıza Kızın kahvesini doldurdu. Kendisi filtre kahve içeceğinden. Kendisine de French press’e doldurdu sıcak suyunu. Burada kahve üç dört dakika demlendi ve kendi tadını buldu.

Buram buram kahve kokuları kırların çiçek kokularına karışmıştı. Ehh karavancının yolda kahve keyfi de işte böyle olurdu.

”Ben düşündüm de belki gittiğiniz festivale ben de katılabilirim”

Lara buna ancak sevinirdi. Yeni tanıştığı Ali Rıza’yı daha çok tanımak isterdi.

”Bu harika olur” dedi.

O sırada SIDIKA’nın kasetçalarında Pentagram’dan Anatolia çalmaktaydı.

”Sonsuz karranlık bu yaslı günümde,

Yad insanoğlu bu durmaz sözünde,

Nerden bilinmez bu kin gözlerinde?

Yansır bu korkum sararmış yüzümde…

Halim bilmez, derdim sormaz,

Zor anımda sahip çıkmaz,

Böyle şansız mertlik olmaz,

Bu ihanet cezasız kalmaz.

Anatolya, Anatolya…

Sevdim seninle bu zor günlerinde…”

Ali Rıza, Anatolya’nın sözlerine dalıp gitmişti. Kendi kendine “Neyse şimdi eskilere dalmanın sırası değil” dedi.

Lara bu sırada ona gittiği festlerden bahsetmeye başlamıştı bile…

Genelde ilkbahar ve Yaz aylarında yapılan festivallere katılıyordu.

Lara uluslararası ilişkiler okumuş, okulundan mezun olmuştu. Ancak daha kendine bir iş bulmuş değildi. Serbest geziyordu, Kendi demesiyle.

Ali rıza bunun pek böyle devam edemeyeceğini düşündü. Herkesin bir işten para kazanması gerekirdi O’na göre.

Lara anlattıkça Ali Rıza tekrar bu kızın gençliğine imrendi ve özendi. Genç olmak ne başka şeydi Kendisi altmışikisine gelmişti ve gençlere öykünüyordu.

Birlikte kahvelerini yudumladılar. Daha sonra Ali Rıza kurduğu gibi beş dakikada masa ve tenteyi toplayıverdi. Ve sıdıka yine yollarda Grrrrr diye ilerlemeye başladı.

22-12-2017

Reklamlar

Yazar:

Kendi çapinda bir gezgin...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s