Yazı kategorisi: Genel

Merhaba, Nisan ayında…

Merhaba,

Nisan’ın onunu geride bıraktık. Yaz ayları için arada sadece bir Mayıs ayı kaldı. Süratle yaza doğru gidiyoruz.

Bugün tuttuğum yazı defterini gözden geçirdim. Son bir yılda hiç elle tutulur bir şey yazamadığımı üzülerek gördüm.

Malesef sanırım bütün enerjimi okula ve öğrencilerime harcıyorum. Ama bu böyle olmasaydı bile sanırım yeni öyküler yazamayacaktım. Ne bileyim bir türlü aklıma hikaye gelmiyor. Gelirse de üzerinde çalışıp elle tutulur bir çalışmaya dönüştüremiyorum.

Karavancılık ve kampçılık yapmasam hayatın içerisinde boş yere kürek çektiğimi düşünürdüm.

Karavancılık için ayıracağım yaz günlerini aynı zamanda yazmak için ayırmalıyım.

Yaratıcı yazarlıkla ilgili pek çok kitap okudum. Umarım bir yararını görürüm. İlham perileri bana da çalışsın artık…

Yazma meselesini saymazsak her şey yolunda. Dediğim gibi hızla yaza yaklaşıyoruz ve bu yaz karavanla gezecek çok yerimiz var…

Reklamlar
Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Sıhhıye Gezisi…

Bugün Metroya atlayıp Sıhhıye’ye gittim.

Fotoğraf Abdi İpekçi Parkı’ndan.

Sonra yine Metro ile Demet’e geldim.

Bu kısa Sıhhıye gezisinin ganimeti olan kitaplarsa bunlar oldu. Kütüphaneme eklendiler.

Yazı kategorisi: Genel, Yazılar

Yeni gelen bahar ve Ankara…

Çevremde bazı ağaçlar çiçek açmaya başladı. Artık bahar iyiden iyiye kendini hissettiriyor. Havalar ısınıyor.

Bu haftasonu da kızılcahamam’a Yayla mokamp’a gideyim, oradaki karavanımda kalayım diyorum.

Umarım artık karlar erimiştir orda da…

Ankara baharda da güzel ama daha yeşillenme ve canlanmanın etkilerini tam görmek için erken. Ağaçlar hala kuru dallarını uzatıyorlar gökyüzüne.

Bütün bunlara ek olarak ankapark açıldı. Henüz ziyaret etmedim. Ettiğim zaman paylaşacağım bunu da….

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Adilhan’a bir ziyaret daha…

Kızılay Adilhan’a bir ziyaret daha yaptım ve bu gezimde dört adet Ayşe Kulin kitabını daha kişisel kütüphaneme kazandırdım.

Bunun dışında kızılay her zamanki gibi hareketli ve güzeldi.

Zafer Çarşısındaki resim sergisi ise görülmeye değer bir diğer ayrıntı idi. Arada bu güzel şehri gezip güzellikleri keşfetmek gerekiyor.

Seni seviyorum Ankara…

Yazı kategorisi: Genel, Kısa yazılar, Şehir ve ben...

Aralık’ın gelişi…

Merhaba,

Bu aralar pek bloguma yazamadım. Artık kışa dönen sonbaharın renkleri bizi yavaş yavaş terk edecekken, ben evimde okumalarıma devam ediyorum.

Salman Kahn’ın Dünya Okulu kitabını ve Oğuz Atay’dan Tehlikeli Oyunlar’ı birtirdim. Daha doğrusu Tehlikeli Oyunlar’ı 200 sayfa okumuşken hızlı bitirmeye tabii tuttum. Yani bir yerde yarıda bıraktım da denebilir. Çok sıkıcıydı. Yazar ortalama aydın insanın iç sıkıntılarını irdeliyor. Olay örgüsü çok geri planda. Ön planda ise daha çok karakterler ve iç sorunları var.

Okuma konusu dışında, Arabam Güçlü’nün trafik muayenesi zamanı geldi ve onu yaptırdık. Tabii bir seferde geçmedi. Ön fren hortumları yıprandığından Sanayi’ye götürüp ön fren hortumlarını değiştirdik. Sonra tekrar muayeneye girdik. Ve bu sefer geçti.

Evet Aralık da bu arada geldi. Yılın son ayı ile birlikte artık soğukları da bekliyoruz. Özellikle Ankara’nın bir gelin gibi beyazlara bürünmesini heyecanla bekliyorum. Umarım bu sene kar yağar.

Yeni bir aya girdiğimizde en büyük değişiklik dergilerde yaşanıyor. Okunup yerlerine kaldırılmış eski ayın sayıları yerine, yepyeni dergiler, yeni kapak konuları, yeni yazılar, yeni ilüsterasyonlar, yeni karikatürlerle düşünce dünyamız yepyeni bir heyecana bürünüyor.

Ben en çok bu aylarda evimi seviyorum. Sitenin iç yollarından birine bakan camının önündeki büyük ceviz ağacı kumru kuşlarına ev sahipliği yapıyor. Balkonumdan görülen manzara dört mevsim yeşil ağırlıklı.

Ankara’yı ve bu şehirde yaşamayı seviyorum.