Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Sıhhıye Gezisi…

Bugün Metroya atlayıp Sıhhıye’ye gittim.

Fotoğraf Abdi İpekçi Parkı’ndan.

Sonra yine Metro ile Demet’e geldim.

Bu kısa Sıhhıye gezisinin ganimeti olan kitaplarsa bunlar oldu. Kütüphaneme eklendiler.

Reklamlar
Yazı kategorisi: Genel, Yazılar

Yeni gelen bahar ve Ankara…

Çevremde bazı ağaçlar çiçek açmaya başladı. Artık bahar iyiden iyiye kendini hissettiriyor. Havalar ısınıyor.

Bu haftasonu da kızılcahamam’a Yayla mokamp’a gideyim, oradaki karavanımda kalayım diyorum.

Umarım artık karlar erimiştir orda da…

Ankara baharda da güzel ama daha yeşillenme ve canlanmanın etkilerini tam görmek için erken. Ağaçlar hala kuru dallarını uzatıyorlar gökyüzüne.

Bütün bunlara ek olarak ankapark açıldı. Henüz ziyaret etmedim. Ettiğim zaman paylaşacağım bunu da….

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Adilhan’a bir ziyaret daha…

Kızılay Adilhan’a bir ziyaret daha yaptım ve bu gezimde dört adet Ayşe Kulin kitabını daha kişisel kütüphaneme kazandırdım.

Bunun dışında kızılay her zamanki gibi hareketli ve güzeldi.

Zafer Çarşısındaki resim sergisi ise görülmeye değer bir diğer ayrıntı idi. Arada bu güzel şehri gezip güzellikleri keşfetmek gerekiyor.

Seni seviyorum Ankara…

Yazı kategorisi: Genel, Kısa yazılar, Şehir ve ben...

Aralık’ın gelişi…

Merhaba,

Bu aralar pek bloguma yazamadım. Artık kışa dönen sonbaharın renkleri bizi yavaş yavaş terk edecekken, ben evimde okumalarıma devam ediyorum.

Salman Kahn’ın Dünya Okulu kitabını ve Oğuz Atay’dan Tehlikeli Oyunlar’ı birtirdim. Daha doğrusu Tehlikeli Oyunlar’ı 200 sayfa okumuşken hızlı bitirmeye tabii tuttum. Yani bir yerde yarıda bıraktım da denebilir. Çok sıkıcıydı. Yazar ortalama aydın insanın iç sıkıntılarını irdeliyor. Olay örgüsü çok geri planda. Ön planda ise daha çok karakterler ve iç sorunları var.

Okuma konusu dışında, Arabam Güçlü’nün trafik muayenesi zamanı geldi ve onu yaptırdık. Tabii bir seferde geçmedi. Ön fren hortumları yıprandığından Sanayi’ye götürüp ön fren hortumlarını değiştirdik. Sonra tekrar muayeneye girdik. Ve bu sefer geçti.

Evet Aralık da bu arada geldi. Yılın son ayı ile birlikte artık soğukları da bekliyoruz. Özellikle Ankara’nın bir gelin gibi beyazlara bürünmesini heyecanla bekliyorum. Umarım bu sene kar yağar.

Yeni bir aya girdiğimizde en büyük değişiklik dergilerde yaşanıyor. Okunup yerlerine kaldırılmış eski ayın sayıları yerine, yepyeni dergiler, yeni kapak konuları, yeni yazılar, yeni ilüsterasyonlar, yeni karikatürlerle düşünce dünyamız yepyeni bir heyecana bürünüyor.

Ben en çok bu aylarda evimi seviyorum. Sitenin iç yollarından birine bakan camının önündeki büyük ceviz ağacı kumru kuşlarına ev sahipliği yapıyor. Balkonumdan görülen manzara dört mevsim yeşil ağırlıklı.

Ankara’yı ve bu şehirde yaşamayı seviyorum.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Kısa yazılar, Şehir ve ben...

Sahaflar…

Sahafa gitmeyi seviyorum. Oradaki okunmuş kitap kokusu insanın içine işliyor. Kitapları geri dönüştürüp tekrar kullanıma sokmanın merkezidir sahaflar. Bu açıdan çok önemli bir görevi yerine getirirler.

Her türlü kitabı bulabilirsiniz sahaf raflarını karıştırırken, Macera, gerilim, aşk romanları, şiir kitapları, bir zamanların bestselleri, hepsi bir arada bulunurlar.

Genelde sahaf çarşıları şehirlerin en kalabalık, en cafcaflı semtlerinde olurlar. Ankara’da Kızılay’dadır. Bursa’da Heykel’de…

Sahafa gitmek insana huzur verir, dinlendirir. Ben sahafları severim.