Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Yenimahalle İlçe Halk Kütüphanesi’ne Ziyaret…

Bugün Yahyalar’daki Halk Kütüphanesi’ne uğradım. Malesef kütüphane bana pek küçük ve cılız geldi. Yenimahalle gibi bir ilçeye bu kadarcık kütüphane yetersiz kanımca. Olsun yine de devlet tarafından sağlanan bu ücretsiz hizmeti kendi okumalarım için verimli kullanmaya çalışacağım. İlk ödünç almamı Refik Halit Karay’ın Memleket Hikayeleri kitabıyla yapıyorum. Bu kütüphane okuma dünyama renk katar inşallah.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Ankara Kitap Fuarı…

Sevgili Ablamla beraber Ato Congresium’a Ankara Kitap Fuarı’na gittik. Fuara epey ilgi vardı. Girişte yüzlerce kişilik kuyruklar oluşuyordu. Ayrıca birçok yayınevi stand açarak kitaplarını tanıtıyordu. Çok hoş bir etkinlik. Bir Ankara sakini olarak böyle bir etkinliğe katılmaktan mutlu oldum. Fuardan birkaç kitap da aldım. Malesef kitaplar pek ucuz değil. Olsun. Kitaba verdiğim paraya hiç acımam ben. İşte fuar ganimeti yeni kitaplarım:

Yazı kategorisi: Şehir ve ben...

Yaz 2019

Yaz 2019 da geldi geçti. Bu yazın evimi taşıdım ve bu beni baya oyaladı. Sonrasında daha çok evde takıldım. Evim serin ve rahattı. Bir ara karavanımı alıp ulaşan otelde kamp yaptım ve bunu da tatilden saydım. İşte böyle geçti…

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Sıhhıye Gezisi…

Bugün Metroya atlayıp Sıhhıye’ye gittim.

Fotoğraf Abdi İpekçi Parkı’ndan.

Sonra yine Metro ile Demet’e geldim.

Bu kısa Sıhhıye gezisinin ganimeti olan kitaplarsa bunlar oldu. Kütüphaneme eklendiler.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Adilhan’a bir ziyaret daha…

Kızılay Adilhan’a bir ziyaret daha yaptım ve bu gezimde dört adet Ayşe Kulin kitabını daha kişisel kütüphaneme kazandırdım.

Bunun dışında kızılay her zamanki gibi hareketli ve güzeldi.

Zafer Çarşısındaki resim sergisi ise görülmeye değer bir diğer ayrıntı idi. Arada bu güzel şehri gezip güzellikleri keşfetmek gerekiyor.

Seni seviyorum Ankara…

Yazı kategorisi: Genel, Kısa yazılar, Şehir ve ben...

Aralık’ın gelişi…

Merhaba,

Bu aralar pek bloguma yazamadım. Artık kışa dönen sonbaharın renkleri bizi yavaş yavaş terk edecekken, ben evimde okumalarıma devam ediyorum.

Salman Kahn’ın Dünya Okulu kitabını ve Oğuz Atay’dan Tehlikeli Oyunlar’ı birtirdim. Daha doğrusu Tehlikeli Oyunlar’ı 200 sayfa okumuşken hızlı bitirmeye tabii tuttum. Yani bir yerde yarıda bıraktım da denebilir. Çok sıkıcıydı. Yazar ortalama aydın insanın iç sıkıntılarını irdeliyor. Olay örgüsü çok geri planda. Ön planda ise daha çok karakterler ve iç sorunları var.

Okuma konusu dışında, Arabam Güçlü’nün trafik muayenesi zamanı geldi ve onu yaptırdık. Tabii bir seferde geçmedi. Ön fren hortumları yıprandığından Sanayi’ye götürüp ön fren hortumlarını değiştirdik. Sonra tekrar muayeneye girdik. Ve bu sefer geçti.

Evet Aralık da bu arada geldi. Yılın son ayı ile birlikte artık soğukları da bekliyoruz. Özellikle Ankara’nın bir gelin gibi beyazlara bürünmesini heyecanla bekliyorum. Umarım bu sene kar yağar.

Yeni bir aya girdiğimizde en büyük değişiklik dergilerde yaşanıyor. Okunup yerlerine kaldırılmış eski ayın sayıları yerine, yepyeni dergiler, yeni kapak konuları, yeni yazılar, yeni ilüsterasyonlar, yeni karikatürlerle düşünce dünyamız yepyeni bir heyecana bürünüyor.

Ben en çok bu aylarda evimi seviyorum. Sitenin iç yollarından birine bakan camının önündeki büyük ceviz ağacı kumru kuşlarına ev sahipliği yapıyor. Balkonumdan görülen manzara dört mevsim yeşil ağırlıklı.

Ankara’yı ve bu şehirde yaşamayı seviyorum.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Kısa yazılar, Şehir ve ben...

Sahaflar…

Sahafa gitmeyi seviyorum. Oradaki okunmuş kitap kokusu insanın içine işliyor. Kitapları geri dönüştürüp tekrar kullanıma sokmanın merkezidir sahaflar. Bu açıdan çok önemli bir görevi yerine getirirler.

Her türlü kitabı bulabilirsiniz sahaf raflarını karıştırırken, Macera, gerilim, aşk romanları, şiir kitapları, bir zamanların bestselleri, hepsi bir arada bulunurlar.

Genelde sahaf çarşıları şehirlerin en kalabalık, en cafcaflı semtlerinde olurlar. Ankara’da Kızılay’dadır. Bursa’da Heykel’de…

Sahafa gitmek insana huzur verir, dinlendirir. Ben sahafları severim.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Bir Kasım gecesinden merhaba…

Bugün biraz dolaştım. Demet’e gidip öteberi aldım. Ankara’nın çok sevdiğim soğuğunu içime çektim. Çok hoştur Ankara çok severim.

Ayrıca Notos dergisine üye oldum. İlk dergim haftaya geliyor…

Zaten halihazırda Ot, Kafkaokur, AltZine okuyorum. Şimdi bir de notos ekledim. Ama iyi yaptım. Çünkü Notos’a ilerde yazı göndermeyi hedefliyorum.

Kendime koyacağım hedef Notos’ta yazı yayınlatabilmek olacak.

Belki bir gün başarırım. Ne dersiniz?

Yazı kategorisi: Genel, Şehir ve ben...

Vee Ekim’deyiz…

Vee Ekim ayına girdik. Artık sonbahar günden güne kendisini daha bir hissettirecek. Ekim’de Ankara’yı severim. Sonbaharda bu güzel kenti sevmemek mümkün mü? İp gibi uzayan bulvarlardaki ağaçlar yavaş yavaş sararcak ve yapraklarını dökecekler. Sarı ile kırmızının tonları yeniden caddelere hakim olacak. Ve sonbaharda bu güzel şehirde yepyeni aşklar yaşanacak..

Seni seviyorum Ankara…

 

01-10-2018

Ankara…