Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel, Yazılar

Deniz Gözlü Kız (Öykü)

Deniz gözlü kız

Televizyonda yine tele-tabi lerin şovu vardı.

Sabahları iki saati bu programa ayırdıklarına inanamıyordu.

TV’yi kapatıp kumandayı kanepenin üzerine fırlattı.

Gidip buzdolabını açtı. Taze sebze meyve namına hiçbir şey yoktu dolapta.

Kal-u bela’dan beri pazara gidilmemişti sanki.

Yağı ve Çilek reçelini çıkardı. Çilek reçelini pek severdi.

Bugünkü kahvaltısı da bu olacaktı.

Tam bu sırada telefon çalmaya başladı.

Arayan İşyerinden Ali idi.

İş arkadaşları Yusuf hastalanmıştı. Acaba iki saat erken gelebilir miydi?

Tam da bugün geç başlama günüyken.

-Peki oldu efendim.

Pek fazla vakti kalmamıştı. Hemen giyindi.

Vosvosu onu dışarda bekliyordu.

Boyası ışıl ışıl parlayan bir kırmızı vosvos.

Adı Kuzey’idi. Hadi Kuzey’im dedi.

Vosvos Grrrr diye çalışmaya başladı.

Garajdan geri geri çıktı.

Gazeteci çocuk’a bi korna öttürdü.

BİP!…

Bugün traş olmamıştı. Amaan be bugün de olmayıversindi.

Çalıştığı market iki mahalle ötedeydi.

Vosvosuyla yaklaşık 10 dakikada marketin önüne varıverdi.

Seamart marketleri hoş geldiniz yazısının karşısına arabayı park etti.

Markette kasadaki Ali ile karşılaştı.

Birbirlerine günaydın dediler.

Gidip iş önlüğünü giydi. Bugün kasada başlayacaktı.

Tam o sırada O’nu gördü.

O masmavi gözler! Deniz maviliğinden utanırdı o rengi görseydi.

Günaydın dedi genç kız. Hamza cevap verdi. Ama bacakları birbirine dolanmış dilininse bağı çözülmüştü sanki. Kredi kartından adının Fatma olduğunu öğrendi. Genelde insanlar kendi kartlarını kullanırdı. Ona birşeyler söylese, Herhangi bir şeyler, sanki gönlü kuş olup uçacaktı.

Hamza kime kolay açılmıştı ki? Güzel kadın fişini alıp gitti.

Acaba onu bir daha bu markette görebilecek miydi?

Bu çevrede mi oturuyordu? Aldığı malzemeler eve götürecek türden, deterjan gibi şeylerdi. Bu nedenle büyük ihtimal Fatma Altıntaş buralarda oturuyordu.

Gün boyu markette birçok market işi yaptı. Zaman zaman arkadaşlarıyla şakalaştı. Sonra da vosvosuna binip evin yolunu tuttu.

Akşam her akşamki gibi survivorun son bölümünü seyrederken marketten getirdiği birasını yudumluyordu.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Yenimahalle İlçe Halk Kütüphanesi’ne Ziyaret…

Bugün Yahyalar’daki Halk Kütüphanesi’ne uğradım. Malesef kütüphane bana pek küçük ve cılız geldi. Yenimahalle gibi bir ilçeye bu kadarcık kütüphane yetersiz kanımca. Olsun yine de devlet tarafından sağlanan bu ücretsiz hizmeti kendi okumalarım için verimli kullanmaya çalışacağım. İlk ödünç almamı Refik Halit Karay’ın Memleket Hikayeleri kitabıyla yapıyorum. Bu kütüphane okuma dünyama renk katar inşallah.

Yazı kategorisi: Öyküler..., Genel, Yazılar

Ben Mardinliyem… (Öykü)

Ben Mardinliyem.

Ben Mardinliyem diyordu çocuk.

Turistlere yer gösterip bu işten günlük iyi bir harçlık kazanıyordu.

Yine Mardin’de turist avına çıkmıştı.

Birinin yanına geldi mi onu kolay kolay bırakmaz,

Kene gibi yapışırdı. En son okula aylar önce gitmişti. Okumak ona göre değildi. O sokaklardan çıkarıyordu kazancını.

-Ben Mardinliyem, Mardinliyem.

Evde anası ve iki de kuması vardı. Toplam 8 kardeştiler. Babası hangi birini okutsundu. Bazen sabahları okulun yanından geçer ordaki Ayşe’yi arardı gözleri. Bir alt sınıftaki bu çakır gözlü kız gönlünde yer etmişti. Okula bakıp iç geçirmeleri hep ondandı.

Babası adına Mehmet demişti. Arkadaşları ona Memoo derler. Çok arkadaşı yok Memonun. Olanlar hep turistlere yer gösterme işinden.

Bugün Dar sokaklı mahallelerde kovalamaca yaşadı zabıta ile. Zabıta memurları turistlere yapışan çocuklarla ne kadar baş edebilir ki? Arkalarını döndüklerinde yine rehberlik yapmaya devam edecek memo, Arka sokaktan dolaşır yine aynı yere gelir.

Bugün memo salih ile hiç karşılaşmadı. Salih Memo’nun kankası. O da turistlere yer gösterir, Bazen kazandıklarını paylaşırlar.

Ben Mardinliyem der Memo, Okula gitmez, gidemez. Onun yeri sokaklardır.

Bir de mahallede abileri var. Yol yordam gösterirler ama bazen de fena döverler Memo’yu. Memo da büyük olsa onlara gösterecek Dünya’nın kaç bucak olduğunu onlara…

Mardinli çocuk Memo yine çarşıda işte bir ingiliz turiste yapışmış. En çok para yabancılarda var. Bazen iyi bahşiş verirler bir haftalık yevmiye çıkar. İngilizceyi de iyi öğrenir memo. Whats your name demeyi de bilir. My name is Memo der.

İngiliz no, no no diyor. Bizimki bırakmaz.

En sonunda adamın yakasını bırakıyor. Ama onun gibi en az 6 çocuk İngiliz çiftin peşinde. İngiliz’i geldiğine pişman ediyorlar. İngiliz kolay para olarak görüldüğü bir habitatta olmanın bedelini ödüyor. Paçayı bugün de zor kurtardı.

Akşam oluyor. Memo kahveye babasına uğrayacak. Üç beş kuruş bahşiş kazandı. Ahh o İngiliz’i de kerizleyecekti ki esas o zaman bayram yapacaktı.. Neyse babasının sigara parasını çıkarmayı başardı.

İşte Memocan için bir gün daha böyle geçti.

Ben Mardinliyem dedi günün sonunda.

18/Kasım/2019 Ankara.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap

Stephen King’in Bay Mercedes’i…

Stephen King’in Bay Mercedes’ini okuyorum bir süredir. Yazar bu sefer epey polisiye bir kitap yazmışa benziyor. Bana alıştığım ve sevdiğim King lezzetinden biraz farklı geldi bu kitap açıkçası. Kitabın Kim Bulduysa onundur adlı bir de ikinci kitabı var. Bu da kütüphanemde beklemede.

Yazı kategorisi: Genel, Kitap, Şehir ve ben...

Ankara Kitap Fuarı…

Sevgili Ablamla beraber Ato Congresium’a Ankara Kitap Fuarı’na gittik. Fuara epey ilgi vardı. Girişte yüzlerce kişilik kuyruklar oluşuyordu. Ayrıca birçok yayınevi stand açarak kitaplarını tanıtıyordu. Çok hoş bir etkinlik. Bir Ankara sakini olarak böyle bir etkinliğe katılmaktan mutlu oldum. Fuardan birkaç kitap da aldım. Malesef kitaplar pek ucuz değil. Olsun. Kitaba verdiğim paraya hiç acımam ben. İşte fuar ganimeti yeni kitaplarım: